GÖNÜLLER BİR OLSUN YETER

2006-08-04 20:17:00

      sabahtan beri çalışıyordu baba oğulbütün asmaların kesilmesi gereken lüzumsuz dalları kesilmişsadece üzüm veren dallar kalmıştıöğle olmuş güneş tam tepeye gelmiştitestide içilen soğuk sular artık yetmiyordumideleri kazınmaya başlamıştıacıktım dedi çocuktamam dedi baba birazdan yeriz oğlumaz sonra açtı baba çıkınıbir tas yoğurt iki yufka vardıyer sofrası niyetine serdiler bezibir tas yoğurtiki yufka iki de kaşık vardı tam başlayacaklardı ki yemeyeselamun aleyküm sesiyle irkildileriki misafir vardıbaba buyur ettioğul baba bize yetmez dedi hafiften misafirler duymayacak şekildeoğul dedi babagönüller bir olunca bize de yeter onlara da yeter artar bile dediiki misafir daha indi sofrayakaşıkları değişik kullanıp yediler yemeğiiki yufka bir tas yoğurt bitmemişti bile ama dört kişi doymuştu.     Mehmet ÇETİN... Devamı

"HIYAR" DENEN ERKEKLER !

2006-08-04 14:15:00

 NETTEN ALINTIDIR, PAYLAŞMAK İSTEDİM, ACIDIR AMA GERÇEKTİR.Her gördüğü güzele , gel motele gidek der.Ama karın var desen, o evdeki yedek der.Ne nasihat kar eder, ne düzeltir uyarı.Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş HIYARI. Viskiye meze yapar acılı lahmanucu,Elbiseyle yatar, çıkarmaz pabucunu,Kabuğuyla ısırır, çiğneyip yutar narı,Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş HIYARI. Dört tane karı aldı örfümüzde şart diye.Armudun iyisini hep ısırır hart diye.Leyleği bülbül bilir, öyle orman kibarı.Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş HIYARI. Kıçta çifte Baretta, elde cep telefonu,Kulaklık ağza gelir, ters tutar mikrofonu,Geceleri arşınlar beş kulüp sekiz barı,Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş HIYARI. Piyasanın kurdudur ve sosyetenin iti,Düne kadar kelinden ayıklarken biti,Bugün yeşil yeşildir istifte milyarları,Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş HIYARI   ALINTIDIR Devamı

BİR GÜN

2006-08-04 10:32:00

    Şayet bir gün seni görürsem, O gün, O gün gözlerimin doğum günü olacak. Güneşin doğuşunu göreceğim, İlk kez. Renkleri göreceğim, Saçında siyahı, Yanaklarında alı, Gerisi, Gerisini gözlerinde göreceğim.   Şayet bir gün seni görürsem, O gün, O gün dilim tutulabilir. Ama dilsiz değilim ben, Bil ki  yüreğimin sesi öne çıkmıştır.   Şayet bir gün seni görürsem, O gün, O gün ısınacağım. Sana bir daha Üşüyorum demeyeceğim.     Mehmet ÇETİN ... Devamı

SEVGİYİ PAYLAŞMAK

2006-07-26 10:03:00

    İki kişi düşünün   İki adam İki kadın Ya da bir adam bir kadın   Diyaloglar;   1.kişi: günaydın 2.kişi: hı hı tebessüm eder.   1.kişi: nasılsın? 2.kişi: iyiyim iyi...   1.kişi: çok iyisin, sana güveniyorum, başarırısın... 2.kişi: hı hı sağol sağol...   1.kişi: seni seviyorum 2.kişi: he he...   1.kişi: bunu sana aldımm 2.kişi: hımmm  sağol beee...   bu diyalog böyle bir süre devam eder, birinci kişi bıkmadan devam eder, ikinci kişide aynı tavrına devam eder.   Bir süre sonra;   1.kişi:...... 2.kişi: bana günaydın demedi, noldu ki buna...   1.kişi: .... 2.kişi: hal hatırda sormadı, burnu büyüdü bunun burnu, bir şey sanıyor kendini   1.kişi: ...... 2.kişi: bu niye kapris yapıyor ya, ne oldu buna..   1.kişi: .... 2.kişi: anlaşıldı, beni sevmiyor artık, ben ne yaptım ki, bana seslenmiyor, eskisi gibi değil artık..   SONUÇ:   kişi için: değer verdiği için çok uğraşmıştır, O’ndan aynı karşılığı göremeyince, bu diyaloğu bitirmiştir. kişi için: o kadar çok sevmiştir ki 1. kişinin kendisine olan ilgisini, hep mutlu olmuştur, ama ne yazık ki aynı tavrı O na karşı sergilememiştir. O nu kaybedince de yine faturayı O na kesmiştir.   SEVGİ PAYLAŞMAK İÇİNDİR, SAYGI PAYLAŞMAK İÇİNDİR, SİZ NE İSTİYORSANIZ, AYNI ŞEYLERİ KARŞINIZDAKİ İÇİN DE YAPIN.   SEVGİYLE HERKESE   Mehmet ÇETİN... Devamı

Bu yemeği tanıyan var mı?

2006-07-15 14:01:00

  Hey sanal alem, bu yemeği tanıyor musunuz?  tanıyanlar iki satır cevap yazsın lütfen Devamı

HÜSEYİN

2006-07-14 18:43:00

      Gün yıkılır,Gölgeler uzar,Ezan sesleri yankılanınca dağlarda,Minik kuzular melemeye başlar.Hüseyin boynu bükük çıkarır kuzuları ağıllarından,Katar önüne, sürer dağlara.Kuzular başlar otlamaya,Hüseyin’in gözleri dolu, izler köyünü Küçük Tepe’nin eteklerinden.Nalbant Süllü’nün evinin bahçesine doluşur akranları,Başlarlar dibek oynamaya, Hüseyin ağlar, rüzgar ağlar, dallar ağlar.Doğunca akşam yıldızı,Yola koyulur minik kuzular,Doğru ağıllarındaki yemlere.Hüseyin çalakaşık yer yemeğini,İner Nalbant Süllü’nün evinin bahçesine,Oynar kendi kendine…Ağlar kendi kendine… 27.06.2006  ANTALYA Mehmet ÇETİN Devamı

KURALLAR ÜZERİNE

2006-07-14 18:41:00

    Hemen, hemen her gün bir yerlerde kurallar ile ilgili bir tartışmanın, bir sohbetin içinde buluruz kendimizi. Hep de aynıdır konu; kurallara uyulmuyor. Yazılı kuralların uyulmadığı durumlarda “artık burada orman kanunları geçerli”, yazılı olmayan kurallara uyumadığında ise “artık örf adetlerimize uyulmuyor” şeklinde dile getirilmektedir. Herkes kurallara uyulmadığından dert yanmakta olup çözüm bulunmasını istemektedir. Yine aynı insanlar kendilerinin kurallara uyduğundan bahsetmektedir. Hepimizin bildiği gibi günümüz toplumlarında kurallar yazılı ve yazılı olmayan kurallar olarak mevcuttur. Yazılı kurallar kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, tebliğ, talimat ve benzeri şekilde isimlendirilmiştir. Yazılı olmayan kurallar ise örf ve adetler şeklinde anılmaktadır.Yazılı kuralları toplumların yasama organları, yönetim kurumları toplumun ihtiyaçları doğrultusunda belirleyerek yürürlüğe koyarlar. Yazılı olmayan kurallar ise toplumun kendisi tarafından konulur ve uygulanır. Yazılı kurallar ve yazılı olmayana kurallar gün be gün toplumun ihtiyaçları doğrultusunda değişmektedir. Yazılı kuralları toplumsal tepkiler sonucu, belirlenen ihtiyaçlar sonucu yasama organları ve yönetim kurumları değiştirmektedir. Yazılı olmayan kuralar ise toplumumuz tarafından kendiliğinden değiştirilmektedir.Yazılı kurallar bazı toplumlarda, toplum tarafından doğru bulunmuyorsa; bu durumlarda kurallar çiğnenmeden, kuralların değiştirilmesi için toplumsal tepkiler ortaya çıkar. Sivil toplum örgütleri diye tabir edilen kurumlar, bu kuralların değişmesi için her türlü yasal gösteriyi yapar. Ve bu tür gelişmelerden sonra beğenilmeyen yazılı kural, toplumun isteği doğrultusunda değişir. Bazı toplumlarda ise; önce kurallar çiğnenir ve daha sonra bu kuralların uyulmadığın gören kural koyucu kurumlar kuralları değiştirir.Öyle toplumlar vardır ki; kurallarla uyan insanlar “SAYGIN” dır ve bu toplumlarda kuralların uygulanmasını isteyen insanlar, kuralları ih... Devamı

BU SABAH

2006-07-14 13:13:00

    Bu sabah telefon yok, Bu sabah günaydın yok, Kızdın mı? Gücendin mi? Kızdın, kızdın sen, ben bilirim Ama gücenmedin, bunu da bilirim Niye mi? Sen çok iyi bilirsin ki, Her gün doğuşunda seninleyim, Bir günaydını mı esirgeyeceğim senden. Her gün batışında seninleyim, Bir iyi akşamları mı esirgeyeceğim senden. Ben seninle yaşıyorum, hissetmiyor musun. Bu sabah korktum, Kendimden ve senden, En çok da sesimden, Bazen ben ona hükmedemem, Titremesine engel olamam. Tıpkı deli yüreğime hükmedemediğim gibi. Bu sabah yüreğimde sancı, Delicesine, acı mı, acı, Tatlı mı, tatlı. Niye dedim, Baktım içinde bir cadı! Tatlı mı tatlı, Başımın tacı, derdimin ilacı. Bu sabah çok geç, İlaç saati değil, Hazanda ilaç olmazmış, Öğrendim ki ilaç saati baharmış. Olsun varsın İkinci bahardır dedim, Ama sen ilkbahardın.   Mehmet ÇETİN Devamı

PALAMUTLU TARLA

2006-07-14 13:09:00

      Ey palamutlu tarla Hatırlar mısın kırk yıl önceyi? Beş altı palamut ağacın vardı Başında iri palamutları olan Ve ben o ağaçlarda hoplaya zıplaya oynardım Senin palamutların kağnı arabamda tekerdi Başka arabada bilmezdik ya Bu gün beş altı ağacın yanına elli kadar fidan katmışsın İyice kalabalık olmuş ailen Sanki kimseleri aranıza almak istemezcesine sokulmuşsunuz birbirinize Kuşlarla böceklerle ve otlarla tam bir bütün olmuşsunuz Ey palamutlu tarla Ben de kırkaltı yaşındayım Birken iki oldum İkiyken dört Tıpkı senin gibi, sizin gibi çoğaldık Bir farkımız var palamutlu tarla Dünya var oldukça Sen var olacaksın Ne yazık ki ben bir süre sonra öleceğim.   20.07.2005 - ANTALYA   Mehmet ÇETİN Devamı

KIZIMA

2006-07-14 13:08:00

    Bir şubat gecesi Yağmur, çamur sokaklar Gökyüzünü ikiye bölen şimşekler Ambulans sesleri Ağlayanlar Çığlıklar Boya kokusu Tütün kokusu Ve duman Dumanlar ardında bir kadın Bana doğru yürümekte Yüzü sap sarı Suçlu Utangaç Ağır aksak Adımlar iki ileri bir geri misali Ayağa kalktım çömeldiğim duvar dibinden Baktım yüzüne Bu benim annemdi Kucağında bir bebek vardı Bir kızın oldu oğlum dedi Kucağıma alamadım önce Anne bir şeyi mi var dedim Yok bir şeyi çok şükür dedi Hani kız oldu ya Oğlan değil de dedi Gözlerinde dökülen yaşları gizlemeye çalıştı Gözlerim doldu, Doldu... Kırpmadım kirpiklerimi Süzüldüler buldukları yoldan Ve bir damlada şıp diye kucağıma verilen kızımın çilli burnuna Ezgimsin, ruhumu doyuran Işıksın, gecemi aydınlatan Sevinçsin, yüreğimde kıpır, kıpır Tebessümsün, dudaklarımda İlk hasret, ilk gurbet daha beş aylıkken başlamıştı Başlamıştı da, gecemiz gündüzümüz karışmıştı Sürmüştü iki yıl bu hasret Yıkıl zalim gurbet, Yok ol zalim gurbet Oysa; Türkülerimiz sendin Yollarımız sendin Sevdamız sendin Nefes alışımız sendin Ve hasret bitti Sen artık evimizdeydin Oyunlarımızın başrolü senin, Hayallerimizin tümü sana dair, Yüreğimiz senin, Hayatımızın anlamı bile sana dairdi. Okuduk tüm kitapları Yazdık tüm defterleri Kaçıncı şehir Kaçıncı okul Kaçıncı yeni yaşam Hep birlikte kucakladık Kucakladık da yılları ardımızda bıraktık Ama gözümün nuru; Bu son kucaklaşma, Bu son kucaklaşma... Yine göz yaşlarımın yanaklarınla kucaklaşması oldu Artık bu okul; Gurbet okulu, Hasret okulu, Sen olmanın okulu, Ayaklarının üstünde durmanın okulu. Unutma; Soframızda yerin boş olsa da, Evimizin her köşesinde kokun var sandalyen sensiz kalsa da, Her Ezgi deyişimizde boşa çalsak da, Sesimiz titrese gözlerimiz dolsa da, Aramızda mesafeler olsa da, Sesin kulaklarımızda çınlasa da, Resmin çerçeveden baksa da, Sen bizim.. Ey bal gözlüm.. Sen bizim…. YÜREĞİMİZSİN 13.10.2005 - ANTALYA   Mehmet ÇETİN... Devamı

ÖZLEDİM

2006-07-14 13:06:00

    kaç üçyüzaltmışbeş gün geçti kaç daha geçecek, ben sana geleceğim? yine yangın yeri ortalık sevgili sen gene yoksun ben gene öksüzüm yine dumandayım yine yosun tutmuş kayalardan düşüyorum gözlerine gözlerini özlüyorum gözüm çok geliyor bana bakamıyorum hiç bir şeye sesini özlüyorum kulağım çok geliyor bana her duyduğum şey kulağımı tırmalıyor saçlarını özlüyorum rüzgar çok geliyor bana uçuşuyor toz toprak havada seni özlüyorum ben çok geliyor bana uzanıp yanına yatasım geliyor   16.11.2005 Mehmet ÇETİN Devamı

GECE

2006-07-14 13:05:00

    Gece boyunca yağmur şarkısını mırıldandı Makam kah segahtı kah nihavend Arada bir kıskanç gök gürültüsü bozsa da makamı Doyumsuz bir dinletiydi geceyi süsleyen Uyku kah bendeydi Kah sende özlenilen Sabah uyandığımda toprak kokusunu aradım Ama ne bu şehirde kokacak kadar temiz toprak Ne de bende koku alacak bir burun yoktu   Mehmet ÇETİN Devamı

28 Numara (İkinci Bölüm)

2006-07-14 13:01:00

28 numara bir iki bölümle anlatılası değil, kişiler gelip geçiyor 28 numara hala yerinde ve insanları ağırlamaya devam ediyor. Buradan yeni bölümler çıkar mı? Bekleyip göreceğiz. Yürüyün dostlar yürüyün,Sırada kim mi var?Ne ekşi ne tatlı onun adı narHer zaman var, herkese yarHele birde çiçekleri varGörmek isterseniz mayısta geleceksinizParlak yaprakları ışıl, ışılNasılda tamamlar birbirini nar, çiçeği ileO ne güzel renktirBenzemez hiçbir rengeO yüzden adı nar çiçeğiBir yanda çiçeklerBir yanda yavaş, yavaş büyüyen narlarMini, mini yumurcaklarBeklerler hep ne zaman olacaklar Yok öyle hemenEmeksiz yemek olur mu?Bulacağız takvimlerde eylülü ekimi,Başlar o zaman diş çekimiÇok kızar bizim nar bu lafaNeymiş deve dişi diyeMercan gibi benim dişlerim der ama nafileDoyum olmaz o dişlereDedim ya ne tatlı ne ekşiBazen gencecik filizleriSopa olur eti senin kemiği benimDevrinde öğretmenlerin elindeHavada asılı kalmak isterİstemez gencecik bedenlerinElleriyle buluşmakAma nafile hiç gücü yetmezYetmez ama lanet okurGencecik bedenleri harap edenlereBaharda çok meşguldür bizim narCıvıl, cıvıl serçeler her dalına yuva yaparlarÖnce her yuvaya iki yumurta düşerSonra başlar nöbetÇatlar yumurtalar, açar gözleriniİki yaramaz Durmadan yiyecek arar minicik ağızlarNöbete devam edilirYalnız bırakılmaz bir süre yavrularBir taraftan yiyecek taşınırHepsi çok ama çok mutlularHem incir hem narGeçiyor gölgelerinde yıllarKim bilir kaç yıl geçtiBir bahar günü gelmiştiTulumbacı BahtiyarNe çok uğraşılmıştı amaGünlerce sallanan kazmalar bile yorulmuştuHer yorgunluğun güzelleri de olmasaydıBir bardak çayBir tas ayranHele sigara, zehrin zıkkımıSen olmasan olur mu?Ve bir gün tulumba bittiİncir ile nar çok sevinmiştiSuydu gelen çünküÇocuklar,Her yerin neşesi çocuklarSabahtan akşama kadar bir aşağı, bir yukarıMinnacık kolları hiç yorulmadıAma asıl yorulmayan tulumbaydıHiç bıkmadı su taşımaktanYer altından bahçeyeNasıl yorulsun ki,Yorgunluk mu kalır,Suyu görünce gülde,Fesleğen... Devamı

28 NUMARA (Birinci Bölüm)

2006-07-14 13:00:00

hiç eskimeyenhiç unutulmayanyerler kişileranılarişte orası bu hane, no 28 Burası aşağı mahalleTren yolunun orasıNumara 28 bahçesinde ağaçlar olanYıllara meydan okuyanOluklu kiremitli evlerin hasıArada bir akar ya, olur o kadarBilemediniz mi?Trenci Yusuf efendinin evi var yaBitişiği işte.Bildiniz değil mi ?On beşe yirmiArsada arsa ha Yol yanı hem de tren yoluÇepeçevre duvarlar kerpiçNeler çekmiş neler yapanlarOnlara saygı yıllara meydan okuyorNeler gördü neler duydu yıllarcaNe al duvaklı gelinlerNe yaşlı gözlerNe bağrı yanıklarNe çakır keyiflerAkşam gölgelerinde çocuklarKah misket, kah çelik çomakBazen de kavgalar Ama sonunda dostluklarGençler, hayatın özleri !Hep bu duvar şahittirİşmarlarınıza al yanaklılaraYa bazen beklemekten sabah olmadı mı?Birlikte ağlamadınız mı?Birlikte söylemediniz mi?Ziyanın türküsünü“Çamlığın başında tüter bir tütün,Acı çekmeyenin yüreği bütün”Kadeh tokuşturmadı mı?Sesiz naralarınıza eşlik etmedi mi?Ayşe analar, Fatma bacılar,Asker anaları yol gözleyenlerTelli duvaklı gelinlerBoş beşiklerHasan Emmi, Kazım Dayı,Ekmek kavgası geçim dünyasıGitti gelmez geri ömrün yarısıDünya, Dünya işte bitmiyor tasası Kerpiç duvar dinle, dinleİşte dünyanın yasası. Sadık, Süleyman dedeler,Sıdıka, Saadet nineler,Artık son demler.Anlatın, anlatın bütün dertlerKerpiç duvar sizi dinlerYürüyün dostlarBuyurun 28 numarayaGirin, girin çekinmeyinBasın koca kapını kolunaAman, aman bu ne gıcırtıYine yağlamamışlar menteşeleriHemen de isyan bayrağını çekerNiye çekmesin kiYıllardır tahta kurtları,Tekmelerle açan canı tezleri,Ya pat diye çarpan yaramazları,Artık canına tak ettiAma yinede her zaman böyle değildirHiç üzdü mü ?Yıllarca misafirleri,Hasretle kavuşulan göz ağrılarını,Ya minnoş kediyi,Hele karabaşı,Ya yağmurdan sırılsıklam sevgilileri,Ananın kuzusunu kucakladığı gibiKucak açmadı mı?Hep gurur duydu güven vermektenHer gece sıkı, sıkı kapatılırken, kilitlenirken“Korkmayın hırsız giremez” dedi ama,O’ nu ... Devamı

BABAM’A

2006-07-14 12:58:00

On yaşından bu yana hasret olduğum babam için dile gelmiş duygularımdır. Ben seni ilk kez N harfini ters yazdığımda hatırlıyorum Bana bu yanlış, doğrusu bu demeni. Ben seni niye daha önceden hatırlamıyorum baba Niye sadece hafta sonları gelirdin sen Babalar hep hafta sonu gelir sanırdım Ta ki senin kiremit fabrikasında çalıştığını öğrenene kadar Yatılı okuldan gelmiştim de Bir gün kalmıştım yanında Koca bir hangarda yataklar vardı Bir çok işçinin yatakları yan yanaydı Ertesi sabah sabahtan akşama çalışmanı seyretmiştim Sabahtan akşama dönen bir kayışa kürekle toprak atmanı Ve o gün akşam sana verilen haftalığı görmüştüm Bana verdiğin harçlığın ne kadar çok olduğunu da O zaman anlamıştım. Beni hayata hazırlarken söylediklerin hiç aklımdan çıkmadı baba Kimseyle kavga etmeyeceksin, Küfür etmeyeceksin, Yalan söylemeyeceksin, Haksız kazanç elde etmeyeceksin, Hakkını savunacaksın Ve.. Ve demiştin ki babana bile güvenmeyeceksin. Ben bunu o zamanlar pek anlayamamıştım baba, Bir tek bu öğüdünü hayatım boyu tutmadım, Bağışla baba. Nerden bilirdim ki Senin haklı olduğunu zamanla anladım Ama gene de ben bu öğüdünü tutmuyorum baba. Ben en çok sana güveniyorum. Adımız karşılıklı babaydı Sen bana ben sana baba derdim Çünkü benim adım dedemin adıydı Yatılı okul için rapor alırken baba diye seslenmiştin bana da Senin baban mı okula gidecek demişlerdi sana. Sende gülerek babamın adı O benim demiştin. O günlerin bizim için ayrılık olduğunu hiç bilememiştim baba O yatılı okul başka okulları, Başka okullar memuriyeti, Memuriyet gurbeti, Gurbet,hasreti yar etti bize baba. 16.10.2005-AntalyaMehmet ÇETİN... Devamı