dış cephe sıvası bitti

2007-11-13 18:48:00

  Devamı

sıva devam ediyor

2007-11-08 21:33:00

    Devamı

sıvaya başladık

2007-10-30 18:31:00

bu gün itibariyle sıvaya başladık.   Devamı

kutlu olsun cumhuriyetimizin yıl dönümü

2007-10-28 20:25:00

  biz böyleyiz   bu ruh devam ettiği sürece kaç 84 yıllar görecek bu cumhuriyet   bundan eminim artık   bayramımız kutlu olsun   Devamı

inşaattan gelişmeler

2007-10-20 19:07:00

balkon demiri takıldı   su tesisatı döşendi   doğalgaz tesisatı döşendi   Devamı

BU KARDELENLER KİMİN?

2007-10-19 00:05:00

       Son günlerde televizyonlarda sürekli dönen bir reklam var. Bir gsm şirketinin reklamı, kardelenlerle ilgili. Ve bir başka oluşum kardeşini seç ve benzeri bir çok oluşum. Bunları incelediğimizde hep aynı yöne doğru yönlendirilen yardımlar var. Hep aynı bölge insanı hedef kitle. Oysa ülkemizde bir çok bölgede, birçok ilde, ilçede ve köyde, kardelenler var, yardıma muhtaç kardeşler var, okul yapılacak köyler, varoşlar var. Niye hep hedef aynı bölge, niye tüm yardımlar bu bölgelere akıtılıyor?       Balıkesir’in Kepsut, Bala,  Manisa’nın Demirci, Gördes, Selendi, Isparta’nın Sütçüler, Antalya’nın İbradı, Gündoğmuş, Uşak’ın Banaz, Kütahya’nın Emet,  Afyonkarahisar’ın Şuhut, Çankırı’nın  Çerkeş, Kastamonu’nun  Daday, Bolu’nun Göynük, Giresun’un Keşap, Piraziz,  Kırıkkale’nin Balışeyh,  Trabzon’un  Tonya ve daha sayılabilecek onlarca ilçemizin, yüzlerce köyünde yardıma muhtaç, ışığa muhtaç kardelenler var.    Niye yardımlar bu kardelenlere gitmiyor?    BU KARDELENLER KİMİN?    Niye bu  bahsettiğim yörlerden kardeşler seçilmiyor. Oysa o kadar çokki yardıma muhtaç olanlar.   BU KARDEŞLER KİMİN?     Bu bölgelerde o kadar çok okumaya, bilime çağdaşlığa aç, buna ulaşmaya çalışan evlatlarımız var, niye bunlara ulaşılmıyor?   BU İNSANLAR KİMİN?   DİKKAT EDİYORUM YARDIMLARIN OLUK OLUK AKTIĞI YÖRELERDEN MEHMETÇİĞE YAĞMUR GİBİ KURŞUN YAĞIYOR. HİÇ YARDIM GİTMEYEN, HİÇ HATIRLANMAYAN KARDELENLERİN, MEHMETLERİN BÖLGELERİNDEN İSE OLUK OLUK ŞEHİT KANI AKIYOR. MİLLİ SEFERBERLİĞİN İLAN EDİLDİĞİ BU GÜNLERDE, GÖRDÜĞÜM BU MANZARA BENİ DÜŞÜNDÜRÜYOR, SİZ DE BİR ŞEYLERİN FARKINDA MISINIZ?... Devamı

stratejik düşman

2007-10-11 11:44:00

    Dün 15 şehit, bu gün aleyhimizde alınan ermeni tasarısı, yıllardan beri stratejik ortağın himayesinde beslenen katiller orta yerde duruyor. Her geçen gün bir kara bulut gibi üstümüze geliyorlar. Stratejik ortağımız artık ortaktan öte stratejik düşman konumuna geçmiştir. Parlamentolarında aldıkları kararlarla, düşmanlarımıza verdikler maddi manevi desteklerle bunu kanıtlamışlardır. Artık Yüce Türk Milletinin sabrı kalmamıştır, sokaktaki insanımız barut gibidir, herkesin gözü yaşlı, yüreği yerinden çıkacak durumdadır. Devletimizden bu stratejik düşmana karşı önlem alınmasını istiyorum. Artık incirlik üssü kapatılmalı, artık bu riyakar devlet ve devletlere gereken ders verilmelidir. Devletimden naçizane talebimdir.   Türk’üm ben Asırlardır hür yaşadım Hiç ezilmedim Hiç başım öne eğilmedi   Bu gün başım önde Gözüm yaşlı Böyle yaşamak gücüme gidiyor Ya hür yaşarım, ya ölürüm.  ... Devamı

nur içinde yatsınlar

2007-10-09 10:05:00

  Devamı

yeniden başladık

2007-10-08 09:14:00

  inşaatımıza yeniden başladık, elektirk ve su tesisatı döşeniyor. daha sonra sıva yapılacak, kapı ve pencereler takılacak. Devamı

yaş destanı

2007-10-03 22:58:00

    Allah, bir insana evlat verince Bahçeye dikilmiş fidana benzer Bir yaşına gelip kadem basınca Bülbüller ötüşüp, gülşene benzer İkisinde sarhoş gibi dolaşır Üç yaşında her mesleğe ulaşır Dört yaşında fidan gibi dikilir Beş yaşında bağda bostana benzer Altısında değiştirir dişini Yedisinde beyan eder işini Sekizinde bahta koyar başını Dokuzunda gülüyle gülşene benzer On yaşında gonca güller açılır On birinde ab-ı hayat içilir On ikide boyu posu seçilir On üçünde gözler mestane benzer On dördünde güzelliğin çağıdır On beşinde kopukluğun yaşıdır On altıda halka akıl dağıtır On yedide gözler ceylana benzer On sekizde beyan eder arını On dokuzda arar bulur yârını Yirmisinde eve koyar gelini Aynı bir yırtıcı aslana benzer Yirmi beşte bıyıkları burulur Otuzunda coşkun sular durulur Otuz beşte günahları sorulur Yâr eliyle gezen pervane benzer Kırk yaşında yaprağını bağlasın Kırk beşinde günahına ağlasın Ellisinde evkade bel bağlasın Yüce dağ başında dumana benzer Altmışında sızı iner dizine Yetmişinde duman çöker gözüne Sekseninde kimse bakmaz yüzüne Baykuşlar misali virana benzer Doksanına girip keder basınca Dünyasından ümidini kesince Azrail de pençesine basınca Aynı savrulmuş harmana benzer   yazarını bulamadım, alıntıdır.... Devamı

Yöneticilik bir sanattır

2007-10-01 14:27:00

  Büyük Amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kar ve zarar hesaplarını incelerken,fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bunu bir hayli indirmenin mümkün olabileceğini düşünmüşler, içeriden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve ondan sonra karar vermesini kabul etmişler. İki kişilik ekip sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün odasına girmiş. Gördükleri manzara şu olmuş: Fabrika müdürü elinde kahve fincanı,ağzında piposu ayakları masanın üzerinde, etrafa halka halka duman yaymak ile meşgul. Masanın üzerinde ne bir dosya ne bir kağıt hiçbir şey yok. Bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan ekip üyeleri, bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız birkaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler. Ekip üyeleri, böyle bir basit iş için verilen yıllık 100.000 doların en az üçte ikisinin kesilmesi ile iyi bir tasarruf sağlanabileceğine karar vermişler. Fabrika müdürünü çağırıp, “ maaşını indirme” teklifinde bulunmuşlar. Tabii fabrika müdürü bu indirmeye razı olmamış ve işten ayrılmış. Yeni maaşla çalışmayı kabul eden bir çok istekli arasında bir kişi yeni fabrika müdürü tayin edilmiş. Üç ay geçtikten sonra idare meclisine gelen imalat istatistiklerinde az, fakat dikkati çekecek kadar bir düşme başlamış, “ fabrika müdürü yenidir, tabii bu kadar acemilik olur” demişler. Altıncı ayın sonunda istatistik eğrisi bir hayli düşmüş eski ekip üyeleri, yeni fabrika müdürünü odasında ziyaret etmişler. Adamcağız kan ter içerisinde, bir elinde telefon,öteki elinde evrak imzalamak ile meşgul, başı ile gelenlere oturmalarını işaret etmiş. Gelen giden o kadar çok ki, adamla doğru dürüst konuşmaya bile fırsat olmamış. Fakat heyetin kanaati şu olmuş: “ böyle canla başla çalışan bir adam başta olduğu müddetçe endişelenmek için hiçbir sebep yoktur,biraz daha bekleyelim.” Sene sonu gelmiş her zaman kar eden fabrikanın bilançosu zararla k... Devamı

geldim:)

2007-08-28 11:32:00

  Nihayet yeniden Antalya'dayım. İşe başlamak zor oldu, hele Antalya sıcağına uyum sağlamak daha zor oldu. İzin  boyunca gezdik, eş dost hısım akrabayı gezdik gördük. Blogtan da  2 dostu ziyaret ettik, star35 ve yurdanur45 arkadaşlarımız. Onlara ve ailelerine bize gösterdikleri sevgi ve saygı için teşekkür ederim. Gerçi star35 eskimeyen dost ama genede sağolsun, güzel bir Dikili yaşattı bize:) Yurdanur kardeşiminde yemekleri muhteşemdi. (şimdi diyordur bana -abi çok az yedin-)  Sevinçler kadar hüzünleride yaşadım tabi. Girdiğim köy mezarlığından 2 saatte çıkamadım, her mezar taşı başında ağladım, hele amcamın mezarından ayrılamadım. birde nasılsın mehmet abi diyen, çoluk çocuk sahibi insanları tanıyamadım:( yaşlanmışım, kabul ettim:( işte böyle dostlar... Devamı

gelicem

2007-08-11 22:22:00

  Doğduğum topraklara gidiyorum 2 haftalığına, Allah kısmet ederse 27 ağustosta döneceğim. Yine  dönüş zor olacak her zaman ki gibi ama ne yaparsın, yıllardır dönen devran budur. Bir sonraki yıl görmek nasip olur mu? bilemem o toprakları, hoşçakal blog, hoşçakalın dostlar Devamı

güzel sonuç

2007-08-05 11:25:00

    Ve OKS bizim için mutlu sonla noktalandı. Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığımız bizi cuma günü fıtık ettiysede, sağolsunlar akşam üstü açıklaya bildiler. Teşekkür ederiz !  Oğlum Mert Antalya Fen Lisesini kazandı. Buna bizden daha çok sevinen biri vardı, O'da benim babam. Çok istemişti beni fen lisesinde okutmayı ama ben kazanamamıştım. Şimdi O yaşayamadığı sevinci yıllar sonra torununda yaşadı. Sonucun hayırlı olması dileğiyle, BAŞARILAR MERT Devamı

PILTIKA YAPMA

2007-07-11 10:43:00

      Çocukluğumda çok duyduğum bir laftı bu.  Pıltıka yapma,  ne pıltıkacıdır o, seni onu bilmezsin pıltıka yapar, adamın ağzından girer burnundan çıkar. Sorardım ne anlama geldiğini, pıltıkacı işte derlerdi. Dedikleri kişileri incelerdim, deyiş biçimlerine bakardım, bu pıltıka yapanlar iyi insanlar değildi. Yalancıydı, düzenbazdı, iki yüzlüydü, yani işini yaptırmak, işi başarmak için türlü yollara başvuran insanlardır. Pıltıkacı olanlar sevilmezdi yani. Hatta anne baba öğüdüydü bize, aman pıltıkacı olmayın diye.   Yeni başladığım, hatta eski tabirle kayıtsız gittiğim ilkokulun müdürü eniştemdi, teyzemin eşiydi. O’na soracaktım bu pıltıkacı ne demekti. Gerçi arada O’nun içinde pıltıkacı derlerdi ya, ben gene de soracaktım.   Günlerden bir gün sordum ve bana dedi ki; pıltıkacı, politikacı demektir. Köylümüzün yabancı dillerden dilimize geçen kelimeleri tam olarak telaffuz edemediği için  politikacı yerine pıltıkacı demekteler dedi.   Olayı anlamıştım, pıltıkacı değil politikacıydı kelime, ama politikacı da pıltıkacı gibimiydi, bunu da öğrenmek lazımdı?   Bir öğretmenime daha sordum politikacılar kimdir ne iş yapar diye. O bana uzun uzun anlattı, partilerden, milletvekilliğinden, bakanlıktan, belediye başkanlığından bahsetti. Aslında çok hoşuma gitti. Politikacılar ülkemizi, kentimizi, köyümüzü yönetiyorlar, toplumun sorunlarına çözüm buluyorlardı. Yasalar yapıyorlardı, ülkemizin diğer ülkelere karşı korunmasını saygınlığını sağlıyorlardı. İleride benim için meslek bile olabilirdi diye düşünmedim de değil.   Öğretmenime şu soruyu sormadan edemedim. Öğretmenim pıltıkacıyla politikacı aynı değil mi dedim. Evet dedi. Bizim köydeki insanlar niye pıltıkacılar için niye hep kötü olarak bahsederler dedim. Öğretmenim gülümsedi, yüzünde öyle bir ifade vardı ki, be çocuk ben sana nasıl bunu anlatayım, senin güzel dünyana yalanı dolanı henüz senin bilmediğin kötü şeyleri nasıl anlatayım der gibiydi.... Devamı